MİNİ – IVF (MİNİ Tüp Bebek)

Türkiye’de 1989 yılından beri tüp bebek konusunda çalışan bir ekip olarak başarı oranlarının %10’lardan, %50’lerin üzerini çıkışını gördük. Standart tüp bebek tedavilerinde yoğun ilaç kullanımı ile çok sayıda yumurta ve embriyo elde etmek ve sonrasında 3 embriyo vererek, gebelik oranlarını arttırmak standart uygulanan işlemdi.

Son yıllarda bu teknikle elde edilen yumurtaların kalitesinin düşük, embriyolarda kromozom bozukluğu riskinin (anöploidi ve mozaizm)%65’lere kadar yükseldiğini ve sonuçta embiryo başına düşen gebelik oranının çok da yüksek olmadığı fark edildi. Yoğun ilaç kullanımının bazen hiperstimülasyon sendromuna (yumurtalıkların şişip, karında su toplanması ve hastaların yoğun bakıma ihtiyaç gösterecek kadar rahatsızlanması) yol açabilme tehlikesinin de olduğu anlaşıldı.

Bu yüzden az ilaç, az fakat kaliteli yumurta elde ederek, az sayıda kaliteli embriyo oluşturma ve az sayıda embriyo transferi ile hem oluşabilecek rahatsızlıkları engelleme, hem de çoğul gebelik sorunlarını önleme düşüncesi arttı. Bu yeni teknolojiye MİNİ-İVF diyoruz. Ülkemizde yeni çıkan yönetmelik ile 35 yaş altı tek embriyo verilmesi kuralı MİNİ-İVF tekniğine ihtiyacı arttırmıştır. Biz de Jinemed olarak MİNİ-İVF tekniğini başarı ile uygulamaya başladık. Bu konuda dünyanın en büyük kliniği olan Kato Klinik ile işbirliğine girdik. MİNİ-İVF Kato Klinik tarafından geliştirilmiştir. Kato Klinik yıllardır MİNİ-İVF tekniğini uygulamakta ve tek embriyo transferi yapmaktadır. Yine Kato Klinikte uygulanan ve laboratuvarda mümkün olduğu kadar az kimyasal madde kullanımı ile ICSI yapılması tekniği uygulanmaktadır. Bu teknik dünya da ‘fizyolojik ICSI’ olarak isimlendirilmektedir. Bu tekniğin kullanımı ile sadece kaliteli yumurta gelişimi sonrası kaliteli embriyo elde etmek amaçlanırken, aynı zamanda mümkün olduğunca doğala en yakın gelişim ortamı sağlanır.

MİNİ-IVF protokolü nedir?

MİNİ-İVF Japonya’daki Kato Klinik tarafından geliştirilmiş çok özel bir protokoldür. Bu protokolde günlük iğneler ve yüksek dozda ilaç kullanımı yoktur . Hatta sonrasında 10. Haftaya kadar uzanan progesterone iğnelerinin kullanımını da gerektirmeyen basitleştirilmiş tüp bebek tedavisidir. Özellikle yaşı ilerlemiş hastalarda başarı oranları diğer klasik tedavilerden daha yüksektir.

MİNİ-İVF daha az sayıda ancak daha kaliteli yumurta geliştirilmesi esasına dayanır. Geliştirilen bu yumurtalar toplandıktan sonra klasik tüp bebek ve ICSI teknikleri uygulanır. Sonrasında oluşan kaliteli embriyolar hastaya transfer edilir. Bu tedavide farklı olan yumurta geliştirme yöntemidir. MİNİ-İVF kimlere uygulanabilir?

MİNİ-İVF te amaç çok sayı da yumurta elde etmek değil, kaliteli yumurtalar elde etmektir. Bu nedenle vücüdunuz bir yumurta üretse dahi tedavinin iptali yada yaşınızdan dolayı tedaviye alınmama gibi bir durum söz konusu değildir.Bir bebek dünyaya getirmek için sağlıklı bir yumurtanın olması yeterlidir.

Yaşı ileri olan ya da yumurtalık rezervi azalan kadınlarda; Yumurtalık rezervi azalan hastalarda fazla miktarda ilaç kullanılmasına rağmen az yumurta gelişmektedir. Bu hastalarda yumurta kalitesi de düşmektedir. Bu kalite bozulması fazla miktarda ilaç kullanımına bağlı olabilir. Bu hastalarda daha az ilaç verilmesi hastanın kendi hormonları ile yumurtaların gelişmesini ve daha kaliteli olmasını sağlar . FSH hormonunuz yükselmiş olsa da hala adet görüyorsanız MİNİ-İVF ile hala gebe kalmak için bir şansınız olabilir.

Yaşı genç olan ve çok sayıda yumurta üretimi olan kadınlarda;

Özellikle polikistik over hastası olan kadınlarda, hem daha kaliteli yumurta gelişimini sağlamak hemde hastayı hiperstimülasyon riskinden korumak için uygulanır. Fazla yumurta gelişimi de fazla miktarda östrojen hormonu üretimine ve buna bağlı olarak yumurta kalitesinin bozulmasına neden olur. Bu nedenle çok az ilaç kullanılarak yumurtaların aşırı uyarılması engellenmiş olur.

Tüpbebek tedavilerinde sağlıklı yumurta ve embriyo gelişimi olmayan hastalarda;

Bu tedavi ile yumurtaların kadının kendi ürettiği hormonlar tarafından büyütülmesi sağlanarak daha kaliteli yumurta elde etmek amaçlanır.

MİNİ-İVF tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?

Tedavi adetin 3. Günü başlar ve ilaç olarak Clomiphene Citrate kullanılır. Clomiphene Citrate ağızdan alınan bir haptır. Yumurtalar belli bir ölçüye ulaştığında tedaviye düşük miktarda gonadotropin iğne eklenerek yumurta gelişiminin tamamlanması sağlanır. Clomiphnene Citrate sizin hipofiz bezinizden FSH hormonunun doğal olarak salınımını sağlarken aynı zamanda LH salınımını engelleyerek erken yumurtlamanın olmasına karşı koruyucudur. İlaç kullanımındaki bu küçük değişiklikle eski moda ve ucuz bir ilaç olan Clomiphene Citrate, tüp bebek için az sayıda fakat daha kaliteli yumurtaların gelişimini uyarıcı etki gösterir.

Bu protokolün diğer bir avantajı hergün iğne kullanmayı gerektirmemesidir. Ancak GnRH agonistinin küçük bir enjeksiyonu ile LH salınımı ve ovulasyonu sağlanır. Bu daha doğal bir LH artışı sağlar. Aynı zamanda HCG’nin neden olduğu luteal faz defektlerini ekarte ederek aylar süren progesterone kullanımından hastaları korur.

Elde edilen yumurta kalitesi sağlıklı embriyo gelişimini garantiler mi?

Sizden aldığımız az sayıda yumurta elde edilen çok sayıda yumurtaya göre daha fazla özen ister. Bu yumurtalara zarar vermemek için artık embriyoloji laboratuvarında da farklı yöntemler uyguluyoruz. Doğala en yakın tedavi için farklı bir takım gelişmeleri laboratuvar yöntemlerimize dahil ettik.

FİZYOLOJİK ICSI (Mikroenjeksiyon) nedir?

Yumurtalarınız toplandıktan ve laboratuvara alındıktan sonra en doğal tedaviyi seçiyoruz. Çevresinde granüloza dediğimiz hücreler ile çevrili olan yumurtaları özel bir yöntemle bu hücrelerden uzaklaştırarak, ICSI (Mikroinjeksiyon) için hazırlıyoruz. Daha sonra hastanın eşine ait spermleri hazırlayarak uygun zamanda FİZYOLOJİK ICSI uyguluyoruz. Normalde ICSI sırasında spermleri yavaşlatmak ve kolay manüple etmek için PVP (polivinilprolidon) denilen bir sentetik polimer kullanılmaktadır. PVP spermlerin kolayca yumurtanın içine verilmesini sağlar ancak yumurta tarafından metabolize edilemez ve hücre dışına atılamaz. Yumurtanın bir bölümünde parçalanmadan kalır. PVP özellikle yumurta kalitesi iyi olmayan hastalarda yumurta kalitesini daha da olumsuz etkiler. PVP’nin spermin özellikle kromatin yapısına ve DNA içeriğine zararlı etkileri gösterilmiştir. ICSI yapılırken kullanımı sonrası embriyoya etkileri hala araştırılmaktadır. PVP yerine kullanılabilecek maddelerin arayışları sürmektedir. Şu anda PVP kullanmadan ICSI yapabilmek iki şekilde mümkündür. Birincisi granüloza hücrelerinde de bulunan ve doğal bir madde olan hyaluronik asidin kullanılması, bir diğeri de her ikisinin de kullanılmamasıdır. PVP‘nin kullanılmadığı bu ICSI yöntemini fizyolojik ICSI olarak adlandırılmaktadır.

Biz ‘Fizyolojik ICSI’ yi özellikle yumurta ve sperm kalitesinin iyi olmadığı hastalarda daha kaliteli embriyo geliştirmek amacı ile kullanmaktayız.