Reflü Nedir?

Tanımı

Mideden yemek borusuna kaçan asidin; mide, yemek borusu, boğaz, ses telleri ve akciğerlerde yaptığı tahrişle ortaya çıkan bulgulara reflü hastalığı denir. Reflü, gün içinde ayakta veya gece yatakta olabilir. Bazı hastada gece, bazı hastada gündüz reflüsü ön plandayken, kimi hastalarda da hem gece hem gündüz reflüsü olabilir. Gece ve gündüz reflüsü benzer sıklıkla görülürken, gece reflüsü daha ciddi seyreder. Gece reflüsü ile gündüz reflüsünün oluş mekanizmaları, bulguları ve tıbbi tedavileri farklılık gösterir.

Görülme sıklığı

Reflü yeni bir hastalık değildir ancak tanı yöntemlerinin gelişmesi ve hastalığın daha fazla anlaşılması üzerine, sanıldığından yaygın olduğu anlaşılmıştır. Eskiden gastrit, ülser veya safra kesesi hastası olduğu sanılanların bir kısmının reflüsü olduğu anlaşılmıştır. Bu hastalığın görülme sıklığı batı toplumlarında daha fazladır. Amerika’da her 4 kişiden birisinin reflü yakınması olduğu bilinmektedir. Ülkemizde de özellikle şehirlerde veya şehir tipi yaşam ve beslenme alışkanlığı olanlarda daha sık görülmektedir.

Reflü neden olur?

Reflüye neden olan değişik faktörler vardır: bunların bir kısmı kontrol dışı, bir kısmı önlenebilir faktörlerdir. Yemek borusu ile mide arasında gevşek bir kapakçık mekanizması vardır. Yiyeceklerin sadece aşağı doğru tek yönlü hareket etmesine izin veren bu kapakçık mekanizmasının bozulması bir faktördür. Ayrıca, göğüs boşluğu içinde negatif basınç, karın boşluğu içinde pozitif basınç vardır. Midenin ve kapakçık mekanizmasının normal yeri karın boşluğudur. Mide fıtığı olan hastalarda, midenin bir kısmı veya onunla beraber kapakçık mekanizması göğüs boşluğuna kaymıştır. Mide fıtığı olan hastalarda, hem kapakçık mekanizması bozulmuştur, hem de göğüs boşluğundaki negatif basıncın etkisi ile mide içeriği yemek borusundan yukarı kaçar. Yine kişinin kontrolü dışında sayılabilecek bir neden de genetik faktörlerdir; bazı ailelerde reflü hastalığı sık görülür.

Reflüyü etkileyen kontrol edilebilir faktörler ise kişisel yaşam biçimi tercihlerimizdir. Yıllar içinde edindiğimiz bu alışkanlıklarımızı değiştirmek güç olabilir ama reflünün tıbbi tedavisinde çok önemli bir yere sahiptir: örneğin alkol ve sigarayı bırakmak, kilo vermek, gelişigüzel kullandığımız ilaçları kesmek, öğünlerde küçük porsiyonlar yemek, dokunan gıdalardan kaçınmak, gazlı, sodalı veya kafein içeren içecekler tüketmemek gibi.

Reflüyü önleyen mekanizmalar

Gıdaların sindirilmesi için mide asit üretir. Normal şartlar altında bu asit, gevşek kapakçık mekanizmasından yemek borusuna doğru kaçabilir. Vücudumuzda reflüyü veya reflünün etkilerini önleyen koruyucu mekanizmalar vardır. Örneğin tükrük salgısı mide asidini nötralize eder, yemek borusunun pompa işlevi, yukarı kaçan asidin hemen mideye geri gönderilmesini sağlar. Uzun süren reflü ataklarının etkisi, koruyucu mekanizmaların gücünü aştığı zaman reflü bulguları ortaya çıkar. Bu bulguların haftada en az 3 kez görülmesi reflü hastalığıdır. Bu bulguların haftada 3 kez ve 6 aydan fazla devam etmesi halinde kronik reflü hastalığından söz edilebilir. Kronik reflü hastalığı, yemek borusu alt ucunda tahrişe (Barret özofajit) ve ülserlere neden olur. Bu durum önceden fark edilip uygun şekilde tedavi edilmediği durumda kansere dönüşebilir. Bu nedenle, kronik reflü yakınması olan hastaların yemek borusu alt ucundaki doku yıllık takipler ile kontrol edilmelidir.

Reflü ve mide fıtığı

Mide fıtığı diyafram üzerindeki açıklıktan midenin göğüs boşluğuna doğru kayıp yer değiştirmesidir. Midenin yukarı kayması sonucu, kapakçık sistemi de göğüs boşluğuna çıkar ve çalışma mekanizması bozulur. İki tip mide fıtığı vardır. Birisi kapakçık ile birlikte kayma, diğeri ise kapakçık sisteminin yerinde kaldığı, midenin yemek borusunun yanından göğüs boşluğuna çıktığı fıtık. İkinci tip fıtıklar komplikasyonları açısından daha tehlikelidir. Mide fıtığı olduğunda, hem kapakçık mekanizması bozulduğundan, hem de midenin bir kısmının negatif basınç içeren göğüs boşluğuna kayması nedeni ile reflü görülür. Mide fıtığı olan hastalarda yakınmaların kontrol altına alınması daha zor olabilir; ayrıca yemek borusu alt ucundaki doku hasarı görülme sıklığı da fazladır. Reflü hastalarının yaklaşık yarısında mide fıtığı da vardır.

Bulgular

Reflü bulguları, asidin tahrip ettiği mide, yemek borusu, ağız, geniz, nefes borusu ve akciğerler gibi farklı organ ve sistemlerden kaynaklanır. Yakınmaların çok çeşitli olması, ilgili merkezler dışında kesin tanıyı güçleştirir. Göğüste yanma ve ağıza acı su gelmesi tanı koydurucu bulgulardır ancak bu tipik yakınmalar hastaların ancak yarısında görülür. Diğer yarısında ise midede yanma ekşime, dolgunluk hissi, bulantı-kusma, ses kısıklığı, sesin sabahları çatallanması, inatçı bir öksürük, boğazda takılma hissi veya sıklıkla boğazı temizleme ihtiyacı, astım, farenjit, ağız kokusu, dişlerde mine kaybına bağlı hassasiyet gibi atipik bulgular vardır. Bu yakınmaların reflü dışında gastrit, ülser, safra kesesi ve pankreas hastalıkları, üst ve alt solunum yolları hastalıkları ve kalp hastalıklarında da görülebildiğini unutmamak gerekir.

Reflü öncelikle insanın yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır. Özellikle yemek sonrası ortaya çıkan yakınmalar süreklilik kazandığında hastanın canını sıkabilir. Ayrıca yemek borusunun mide sıvısına maruz kaldığı süre uzadıkça bu bölgede kalıcı doku hasarları ortaya çıkar. Yıllar süren reflü sonucu yemek borusunda kanama, darlık, yemek borusu ve gırtlak kanseri gelişebilir. Reflü uyku kalitesinde bozukluk, horlama ve uyku apnesi de yapabilir. Son yıllarda uyku apnesi sonucu uykuda ani ölümler bildirilmektedir. Reflünün olumsuz etkisi daha çok hastanın yaşam kalitesi ile ilgilidir ancak uzun süren ve tedavi edilmeyen vakalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar da olabilir.