İnfertilite Ruhsal Durum

Çiftler kendi planladıkları zamanda çocuk sahibi olamayacaklarını anladıklarında içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumlara ve kendi bireysel özelliklerine bağlı olarak farklı duygusal tepkiler verilse bile infertilite kesinlikle tek bir kişinin değil, çiftin problemidir.

İnfertilite tanısı konan çift çok büyük ve beklenmedik bir yaşam krizi ile yüz yüze gelir. Gebe kalamamak (ya da gebe bırakamamak) ya da gebeliği sonuca ulaştıramamak belirgin psikolojik “kayıp” duygusuna yol açar.

İnfertilite genellikle cinsiyetler arası da farklı yaşanır, farklı tepkilere yol açar. Birçok kadın tarafından infertilite bugüne kadar yaşadıkları “en büyük yaşam krizi” olarak tanımlanır.

Çiftin tüm toplumca özel ve mahrem kabul edilen cinsel yaşamı bir tedavi alanına dönüşür ve özelliğini kaybeder. İnfertilite krizi sırasında pek çok çift cinselliği üreme faaliyetlerinden ayırt etmeyi başaramaz.

Eşler birbirinden uzaklaşabilir, kendilerini kırgın, kızgın ve yalnız hissedebilirler. Bunun sonucunda evlilik ilişkisinde bir gerginlik meydana gelir.

Depresyon, infertil çiftlerde en sık ortaya çıkan ruhsal bozukluktur. İnfertil kadın hastalarda daha sık görülür. İnfertilite problemi uzadıkça erkeklerde de stres düzeyi artar.

Çözüm aşamasında fiziksel ve psikolojik güce gereksinim vardır. Unutulmamalıdır ki infertilite; yetersizlik ve zayıflık değil, yalnızca bir sağlık sorunudur. İnfertilitenin tıbbi yönü kadar, duygusal yönlerini de bilmek başa çıkmayı ve çözüm bulmayı kolaylaştıracaktır.

Şunları unutmayın:

– İnfertilite hakkında bilgi alın.

– Korku ve kaygıları eşinizle paylaşın

– Stresli ortamlardan uzak kalın.

Bu Bilgi Terapi İstanbul Tarafından Hazırlanmıştır.