Bayanlar arasında sıkça sözü edilen ve tedavisinde farklılıklar görülen yumurtalık kistleri hakkında kısaca önemli noktaları açıklamak istiyoruz.

Ortalama 14 yaşından itibaren kadınlar düzenli olarak yumurtlamaya başlar.

Yumurta normalde folikül adı verilen kesecikler içinde gelişir.

Çatlayan kesenin içinden yumurta dışarı tüplere doğru atılır.

Bazen kese büyümesine rağmen çatlama oluşmaz ve büyük olarak kalır hatta 4 cm’e kadar ulaşabilir.

İçindeki sıvının normal şartlarda kendi kendine kaybolması gerekir ancak bu sıvı kaybolmazsa

folikül kisti denen yumurtalık kisti ortaya çıkar.

Üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen yumurtalık kistinin nedeni budur .

Bu tip kistlerin kansere dönüşme riski yoktur bu sebeple kanserden korkmak yersizdir.

Önemli olan muayene ve ultrasonografi ile doğru tanının konulmasıdır.

Folikül kistlerinin özellikle ultrasonografide görüntüsü içi sıvı dolu ve kenarları düzenli bir kese şeklindedir.

Ancak yinede bazı olgularda ultrasonografi ile kesin tanı konulabilmesi mümkün değildir.

Bu noktada laparoskopi adı verilen yöntemle karın içine girilerek bakılması ve parça alınması tanıyı kolaylaştıracaktır.

Yumurtlama fonksiyonu olan her kadında folikül kistleri oluşabilir ve izlendiği zaman çeşitli büyüklüklere ulaşabilir.

Eğer büyüme aşırı olursa bu kistin yırtılma ve kendi etrafında dönme riski vardır. Bu nedenle tamamen selim olmalarına rağmen böyle bir kistin varlığında mutlaka doktor kontrolünde izlenmesi gerekir.

Yumurtalık kistleri genellikle hiçbir şikayete yol açmazlar ve tesadüfen muayene esnasında ortaya çıkarlar. Nadiren kasık ağrısı ve şişkinlik hissine neden olabilir.

Folikül kistlerinin tedavisinde ilk yaklaşım zaman tanımak ve küçülmesini beklemektir.

Bu kistlerin büyük kısma bu şekilde küçülür ve kaybolur. Bazı olgularda doğum kontrol haplarının kullanılması kistin kaybolma süresini kısaltır. Ancak beklenmesine veya doğum kontrol haplarının kullanılmasına rağmen gerilemeyen ve hızla büyüyen kistlerde operasyon düşünülebilir.

Yine unutulmamalıdır ki ultrasonografi ile tanı konulmayan ve habaset şüphesi olan kistlerde de en uygunu operasyon ve biyopsi alınmasıdır. Yumurtalık kistleri tedaviden sonrada tekrarlayabilir bu nedenle 6 ay ve 1 yıl arasında tedavi sonrası kontrollerine gidilmesi önerilir.

Folikül kisti olanların aşırı aktivite gerektiren sporlardan kaçınmaları gerektiği bunun yırtılmalara yada kendi etrafında dönmeye yol açabileceği unutulmamalıdır.

Benzer olarak yine yumurtalıklarda korpus liteum kisti adı verilen ve gebelikte ortaya çıkan selim bir kist türü daha vardır.

Gebeliğin oluşmasıyla beraber plesenta tarafından üretilen hormonlar yumurtalıklarda yine gebeliği destekleyen bu yapının ortaya çıkmasına neden olur.

Bu kistler de gebeliğin ilerleyen dönemlerinde küçülür ve kaybolur. Bu nedenle gebeliğin ilk üç ayında görülen bu kistlerden de korkmaya veya ameliyata gerek yoktur.

Sağlıklı ve mutlu günler dilerken diyoruz ki;
“Hayat bizimle başlar”