Meme Kanseri

Memenin yapısını oluşturan hücrelerin göstermiş olduğu değişiklikler ve düzensizlikler tümöral kitleleri oluştururlar. Bu tümöral kitleler benign ( iyi huylu ) veya malign ( kötü huylu ) olabilirler. Kötü huylu (malign) tümöral kitlelere meme kanseri denir.

Meme kanseri kadınlarda EN SIK görülen kanser türüdür. Ve HER 8 KADINDAN BİRİ yaşam süresi içinde meme kanserine yakalanmaktadır… ABD’de her yıl 200.000’den fazla kadında meme kanseri teşhis edilmektedir.

Meme kanseri gelişimi açısından olabilecek risk faktörleri: Cinsiyet ( kadın olmak ), yaş ( ileri yaş ), ailede meme kanseri veya yumurtalık kanseri öyküsü, genetik yatkınlık ( BRCA 1 ve 2 genleri ), östrojen hormonu ile karşılaşma süresi ve miktarı, yaşam tarzı ( obezite, alkol tüketimi, sigara kullanımı ) ve kişiye özel birtakım tıbbi durumlar ( önceki meme biyopsilerinde atipik hiperplazi, karsinoma in situ tesbit edilmesi, meme bölgesine radyoterapi ) olarak sayılabilir.

Ele gelen her sertlik kanser değildir. Ele gelen kitlelerin % 80’ininden fazlası benign ( iyi huylu ) tümörlerdir ; ama bir kitlenin iyi huylu veya kötü huylu ayrımının mutlaka yapılması lazımdır. Bu nedenle :

Memede ele gelen her kitle için mutlak surette uzman doktor muayenesi gerekmektedir….

Meme ile ilgili muayene yöntemleri 3 şekildedir:

Kişinin kendi kendini muayenesi ,

Uzman doktor muayenesi

Görüntüleme yöntemleri ile muayene ( mamografi ve Ultrasonografi(USG) gibi…)

Meme ile ilgili şikayeti olsun yada olmasın , oluşabilecek kanseri mümkün olan en erken dönemde tespit edebilmek için, her kadının ;

20 yaşından itibaren, ayda bir kez kendi kendini muyenesi,

20 – 40 yaş arası en az 3 yılda bir uzman doktor muayenesi + USG kontrolü ,

40 yaşından itibaren her yıl uzman doktor muayenesi + Mamografi + USG kontrolü gerekmektedir.

Meme kanseri teşhisi;

Meme muayenesi ( kendi kendine ve uzman doktor muayeneleri ) ,

Görüntüleme yöntemleri ( USG, Mamografi, MRI ) kullanılarak memedeki lezyonların tespit edilmesi ,

Biyopsi ( İğne biyopsisi ( İİAB, Tru-cut ) , Cerrahi Biyopsi…) ile konulmaktadır …

Erken tanı; tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de, henüz bulunduğu yerde sınırlı, metastaz ( yayılım ) yapmamış kanserlerin tespit edilmesidir. Erken tanıyla tespit edilen meme kanserleri için birkaç avantaj söz konusudur :

Memenin tümünü almaksızın sadece tümörlü dokunun çıkarılması yeterli olabilmekte, meme yerinde kalmaktadır.

Aksiller ( koltukaltı ) lenf bezlerinin tamamı alınmaksızın örnekleme yapmak amacıyla alınan sadece bir veya iki adet lenf bezi (sentinel lenf nodu) biyopsisi yeterli olabilmektedir.

Böylelikle kadınlığın simgesi ve estetik önemi olan memeler kaybedilmemiş ve koltuk altı lenf bezlerinin alınmasının getireceği olumsuzluklar yaşanmamış olacaktır. Daha da önemlisi, meme kanseriyle olan savaşta büyük bir avantaj sağlanmış olacaktır.

%10 kadar meme kanseri kalıtsaldır. Yani kadınların yakın akrabalarında ( anne, kızkardeş, teyze gibi ) olan meme kanserinin kalıtsal geçişi olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu kişiler 20 yaşından itibaren takip edilmelidir.

Meme kanserinin teşhisi için genel cerrahi uzmanı, radyoloji uzmanı, patoloji uzmanı; tedavisi içinse ilaveten medikal onkoloji uzmanı ve radyasyon onkolojisi uzmanının oluşturduğu bir ekibe ihtiyaç vardır. Bunlardan hiçbiri tek başına teşhis ve tedavi için yeterli değildir. Birinin bile eksik olması teşhis ve tedaviyi aksatır.

Meme kanserlerinin ideal tedavisi ;

Cerrahi ( Ameliyat )

Kemoterapi ( İlaç Tedavisi )

Radyoterapi ( Işın Tedavisi )

Hormonoterapi ( Hormonal İlaç Tedavisi )

şeklindedir.

Meme kanserinin tipi, evresi, kişinin yaşı ve özelliklerine göre bu tedavilerin biri, birkaçı veya hepsi yapılabilir.