Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği)

Çocukta ağız ve diş sağlığını sağlamaya yönelik en önemli uygulama aynen erişkinlerde de olduğu gibi mekanik olarak besin artıkları ve bakteri plağının ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Bunun en etkili yolu dişlerin fırçalanmasıdır.

Ağız hijyenini tam olarak sağlayabilmek için diş bakımının yanı sıra dişeti, dil, yanak içleri, damak gibi ağız boşluğunu oluşturan diğer yapılarında bakımlarının yapılması gerekmektedir. Özellikle dikkat çekebilecek şekilde “diş bakımı” diye kullandık çünkü ağız ve diş bakımı sadece diş fırçalamaktan ibaret değildir. Diş fırçalarının yanı sıra diş ipleri, dişlerarası fırçalar, diş duşları diğer mekanik temizleme aletleri olarak kullanılabilmektedir.

Çocuğun yaşına göre bu enstrumanlar anne baba tarafından tercih edilmelidir. Yaş açısından bir değerlendirme yaptığımızda ilk olarak yeni doğan da neler yapılabilir onu tanımlamamız gerekir. İlk diş çıkana kadar yaklaşıkt (6-12 ay arası) diş fırçalama söz konusu değildir ancak beslenme sonrası bir miktar su içirilmesi dişeti yastıkcıkları üzerinde ve kenarlarında artık birikini engelleyebilir. Yine 0-12 ay arası dişsiz çocuklarda parmağa sarılabilecek steril gazlı bez ile artıklar ağızdan uzaklaştırılabilir.

Küçük bebeklerde uygulamalarımız doğal olarak bebeğin izin verdiği oranlarda olacaktır ve anne babaların aşırı zorlamalardan kaçınmaları gerekmektedir. İlk dişin sürmesi ile birlikte mekanik temizliğin daha titizlikle yapılması gereklidir. Bu aşamada parmağa takılan yumuşak parmak diş fırçaları rahatlıkla kullanılabilir. Hatta bu tip fırçalar dişetlerine masaj yaparak sürme zamanlarında dişetlerinde oluşan kaşınma ve yanma hissini de azaltmaya yardımcı olur. Bebeğin izin verdiği ölçüde diş fırçalama ilerletilmelidir. Yaş gruplarına göre üretilmiş sanki birer oyuncakmış gibi çocukların kabul edebileceği fırçalar alışkanlık oluşuncaya kadar önerilebilir. Çocukta da ağız hijyenini sağlamaya yönelik uygulamalar fırça ile sınırlı değildir. Çocuğun yaş ve bilinç düzeyine bağlı olarak elektrik diş fırçaları, ağız duşları mekanik temizlik için kullanımı düşünülebilecek diğer aletlerdir. Bu mekanik temizleyicilerin yanı sıra ağızdaki mikroorganizma sayısının düşmesine katkıda bulunabilecek bir diğer uygulama ağızgargaralarının kullanımıdır. Çocuklar için özel olarak üretilmemiş olsalar dahi fluoridli alkolsüz bazı gargaralar çocukların kullanımına uygundur.

Diş macunu olsun gargara olsun bu gibi maddelerin kullanımında, kullanım sırasında veya tadı hoş geldiği için kullanım dışında çocuklar tarafından yutulmaları ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir. Az miktarlarda yutulmaları önemli sıkıntılara yol açmamaktadır. Ancak her gün ve sistemli olarak yutulmaları, örneğin içeriklerindeyer alan fluor değerlendirildiğinde fluor tableti kullanan bir çocuk için günlük fluor dozunda aşırılığa neden olabilecektir. Ancak üstünde durduğumuz bu nokta bir kaygı unsuru olup fluor tableti kullanmamaya bir gerekça yapılmamalıdır.

Burada sözü edilen fluor tabletleri daha sağlıklı diş yapısına ulaşılabilmesi amacı ile uzun yıllardır kullanılan bir yöntemdir.

Fluor dozları tablosu:

0-2 yaş 0.25 mg.

2-4 yaş 0.50 mg.

4-6 yaş 0.75 mg.

6-12 yaş 1 mg.

Dozlar konusunda birçok tartışmalar olmakla birlikte ülkemiz koşullarına en uygun doz yukarıda önerilen dozlardır. Türkiye’de çok sınırlı sayıda bölgede doğal sudaki fluor oranı günlür 1 ppm üstündedir. İstanbul ve çevresi sularda böyle bir yüksek fluor oranı söz konusu değildir ve buna bağlı olarak fluor tablati kullanımı aşırı doz riski taşımamaktadır. Yalnız bu konuda dikkat çekmek istediğimiz bir nokta daha vardır. Ülkemizde son yıllarda yüksek oranlarda yabancı kökenli ve değişik içerikli bebek mamaları ve çocuklar için vitamin kompleks tabletler tüketilmektedir. Yine bunların büyük bir kısmı doktor kontrolu dışında kulaktan duyma bilgilerle verilebilmektedir. Bu tip maddelerin kullanımında doktor denetimi şarttır ve içerik açısından birbirini tekrarlayan değil tamamlayan maddeler seçilmelidir. Bu tip kompleks tabletler fluor tableti ile birlikte kullanılıyor ise fluor içeriği kontor edilmelidir.Dişler damak içinde anne karnındayken teşekkül eder. Anne, gebelikte yeterli kalsiyum ve D vitamini alıyorsa, bebeğin dişleri sağlıklı olur ve vaktinde çıkar.

Ağız ve diş sağlığı konusunda gerekli özen gösterilmez ise karşımıza çıkacak ilk tablo yoğun bakteri plağı görüntüsü (diş kiri) ve istenmeyen ağız kokusudur. Bu durumda yapılacak işlem dişlerin fırçalanması ve ağız hijyenini sağlamak amacıyla kullanılan diğer yardımcı elemanların kullanılmasıdır. Bakteri plağı birikimlerinen ortamdan uzaklaştırılmaması halinde çürük için gerekli olan koşullardan en önemlisi oluşmuş olur. Diş çürüğü öncelikle bakteri plağının dişe bakan yüzeyinde oluşmaya başlar. Bu nedenle plağın ortamdan uzaklaştırılması çok önemlidir. Çocuğun ve ebeveynlerin ağız bakımına karşı ilgisizliğinin devamı halinhde diş yüzeylerinde oluşan yüzeyel çürükler ilerleyerek dişlerin canlı dokusunu etkileyen (pulpa) derin çürükler halinde dönüşür. Bu aşamada hala diş hekiminde yaptırılacak tedaviler ile dişlerin canlı olarak korunabilmesi olasıdır. Tedavi ihmal edildiği takdirde dişin canlılığının ortadan kalkması söz konusudur. Artık çürüğün yanı sıra dişin canlı dokusunun etkilenmesinden kaynaklanan bir enfeksiyon da söz konusudur. Yaygın bilinen ismiyle diş absesi ve bunun yanı sıra iltihaba bağlı ağız kokusu oluşacaktır. Yukarıda adı geçen diş ile ilgili sorunlar tek dişi veya çok sayıda dişi içine alacak şekilde yaygın olabilmektedir. Yaygın çürük tablosu çiğneme işlevinde oluşturacağı yetersizlikten dolayı beslenmeyi olumsuz olarak etkileyecektir. Ancak yaygın iltihap tablosu yukarıda tanımlanan fokal enfeksiyon odağı oluşturabilecek olması nedeniyle çok daha önemlidir.

Süt dişinde oluşacak çürüğün altında bulunan sürekli diş tomurcuğuna direkt etkisi yoktur. Ancak abse söz konusu ise hem alttaki sürekli dişin kireçlenmesi bozulabilir hem de sürme zamanı ile ilgili sapmalara neden olabilir.

Biberon Çürüğü

Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur.

Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.

Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.

Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.

İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.

Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.

Diş çekimi söz konusu olmuş ise direkt olarak alttaki dişin sürüp sürmemesini etkilemez. Ancak erken diş kaybı komşu dişlerin çekim boşluğuna kayması nedeniyle yer kaybına neden olarak alttaki dişin sürebileceği yerin kalmaması sonucunu doğurur. Bu nedenle oluşan diş eksikliği tablosu halk arasında süt dişi çekildiği takdirde altındaki sürekli diş gelemez veya süt dişi çekimi sırasında kullanılan anestezi alttaki dişin gelmesini engeller gibi yanlış inanışların yerleşmesine neden olmaktadır.

İlk olarak anneve babanın kendi diş hekimi ziyaretleri sırasında çocuklarını birlikte götürmeleri, hiçbir işlem yaptırmadan onlara muayenehane ortamını ve diş hekimini tanıtmalarında yarar vardır. Ağız diş sağlığı açısından herhangi bir sorunları olmasa bile ilk diş sürmesini izleyerek altı aylık periodlar halinde diş hekimi kontrolüne gidilmesi gereklidir. Bu kontroller sırasında süt dizisi tamamlandıktan sonra (yaklaşık 3-3.5 yaş civarı) çocuğun bilinç düzeyine ve bize tanıyacağı hareket olanağına göre koruyucu fluor jelleri uygulanabilir. Çocuun isteksizliği halinde ısrarlı olunmamalı ve bir sonraki altı aylık periodda aynı uygulama önerilmelidir. Diş hekimi-çocuk ilişkisi olabildiğince diş çekimi ile başlatılmamalıdır. Eğer çekim zorunlu ise bu konuda çocuk olabildiğince razı edilmelidir. Böyle bir acil tablo ile karşı karşıya kalınmaması için yukarıdaki satırlarda belirtildiği gibi sorun olmaksızın diş hekimi ziyareti ebeveynler tarafından ihmal edilmeksizin sağlanmalıdır.