ŞİŞMANLIK VE ÇOCUK

Çocukluk ve adölesan döneminde ideal ağırlığın saptanmasında beden kitle indeksi ( BMI ) iyi bir yol göstericidir. Yetişkinler için (BMI= Ağırlık / Boy * Boy ) bu oranın 19- 25 arasında olması beklenilirken çocukluk döneminde sabit bir rakam verilemez. Cinsiyet ve yaşa göre değişkenlik gösterir. BMI doğumdan itibaren ilk dokuz ay boyunca yükselirken, 4-5 yaşlarında düşüş gösterir ve adölesan dönemde tekrar yükselişe geçer. BMI yüksek olan çocukların hayatlarının daha ileri dönemlerinde şişman olma riskleri de yüksektir. Özellikle iki yaşından sonra oluşan şişmanlığın ilerde obesitenin bir göstergesi olduğu bilinmektedir. Yine ilerideki dönemde bu çocuklarda kardiyovasküler hastalıkların görülme oranının arttığını da biliyoruz.

Çocukluklarda obesitenin nedeni genetik olduğu gibi çevresel faktörlere ve psikolojik faktörler de bağlıdır. Anne ve babası şişman olan bir çocuğun şişman olması riski yüksektir. Ancak ailenin beslenme alışkanlıkları, yaşam biçimi burada en az genetik faktör kadar etkilidir. Evde sürekli hatalı beslenme ortamı varsa ve spora ya da harekete çocuk yönlendirilmiyorsa bu çocuğun şişmanlaması kaçınılmazdır. Yine adölesan dönemde kış aylarında kiloda artış gösterilmiştir. Bu açıdan hem aile hem de sosyal çevrenin de önemi ortaya çıkmaktadır. Özellikle okul kantinlerinde satılan yanlış besinler ve çocukların harekete yeteri kadar teşvik edilmemeleri altta yatan en önemli etkenlerdir. Sosyoekonomik faktör diğer bir etken. İstanbul’da özel okullarda okuyan çocuklarda obesitenin daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Bu çocukların kantinlerden kendisi için fazla yendiğinde zararlı olabileceği gıdaları daha kolaylıkla satın alabildikleri bir gerçektir. Çocuklara yeteri kadar harçlık vermek anne-baba için önemli bir sorumluluktur. Okullardaki kantinlerde doğru yiyeceklerin satılmasını sağlamak ise okul yönetiminin önemli bir görevi olmalıdır. Ayrıca gerek ailenin gerekse okullarda öğretmenlerin çocukları doğru beslenme konusunda eğitmeleri çocuğun ileri hayatı için son derece önemlidir. Anne ve baba için hiçbir zaman fast food bir ödül veya ceza sistemi olarak kullanılmamalıdır. Çocuk aç kalacak, yeteri kadar beslenemeyecek düşüncesi ile sürekli yemek yeme üzerine çocuğa baskı yapmak onu ilerde şişman bir birey haline getirebileceğini unutmamak gerekir.

Şişman çocuğa yaklaşım çok önemlidir. Mutlaka bir doktor ve diyetisyen önerileri alınmalıdır. Amaç hem çocuğun hem de ailenin sağlıklı beslenme alışkanlığını geliştirmek, fiziksel aktiviteyi arttırmak olmalıdır. Çocuğun kilosu sabit tutularak boy uzamasına izin verilmeli ve ağırlık persentilinin boy persentili ile biribirine uyum sağlaması bu şekilde gerçekleştirilmelidir. Eğer çocukta kilo ile birlikte gelişmiş bir sağlık sorunu varsa ayda 1-3 kilogramı geçmeyecek şekilde zayıflaması sağlanmalıdır. Bu çocuklara mutlaka iyi bir beslenme eğitimi vermek şarttır. Çocuğun birden bire fazla bir sıkıntı içerisine sokulması, baskı uygulanması doğru değildir. Ayda sadece bir kilo kaybetmesinin yeterli olduğu bilinmeli ve doğru beslenmeyi öğretmenin çok daha önemi olduğu unutulmamalıdır. Ailelerde bu konuda eğitilmelidir. Evdeki beslenme düzeninde aşırı yağlı besinler azaltılmalı, yağda kızartmalar, yağlı etler mümkün olduğu kadar en aza indirilmelidir. Yemek içerisine konulan yağda azaltmaya gidilmeli çok şekerli olan veya çocuk tarafından sevilen (patates, pasta, çikolata vs..)besinlerin porsiyonu küçültülmelidir. Mutlaka sebze ve meyve tüketimi arttırılmalı ve öncelikle çocuğun sevdiği sebze ve meyveler daha sık sunulmalı giderek diğerleri devreye sokulmalıdır. Mümkün olduğunca sebze ve meyveler büyük, pilav, makarna,börek gibi kalorili besinler küçük porsiyonlar halinde verilmelidir. Ara öğünlerde hazır meyve suları, gazoz, kola gibi içecekler, bisküvi ,cips yerine ayran, meyve suyu, meyve, süt, yoğurt tercih edilmelidir. En önemlisi ise diğer aile bireyleri çocuk ile aynı şeyleri yemelidir. Asla ona özel şeyler hazırlanmamalıdır. Çözüm uzun vadede ve yeterli ve dengeli beslenmeyi öğretmek ve fiziksel aktiviteyi arttırmaktır.

Diyetisyen Suzan Elpe